20. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun "hasta adam" olarak nitelendirildiği çalkantılı bir dönemde, 12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul Kadıköy'de dünyaya gelen Hüseyin Nihal Atsız, sadece bir edebiyatçı değil, Türk düşünce tarihinin en keskin figürlerinden biri oldu. Asker bir babanın oğlu olarak disiplinle büyüyen Atsız, gençlik yıllarında Askeri Tıbbiye'ye girdi. Ancak kendisinden üst rütbeli fakat Türk kökenli olmayan bir askere selam vermeyi reddettiği için buradan uzaklaştırıldı ve "fikir askeri" olma yolunda ilk adımını attı.

Tarih Tezlerine İtiraz ve Dergicilik Yılları Eğitimine İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'nde devam eden ve Mehmet Fuat Köprülü'nün asistanlığını yapan Atsız, 1930'lu yıllarda devletin ürettiği Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi gibi çalışmalara bilim dışı olduğu gerekçesiyle itiraz etti. Asistanlıktan atıldıktan sonra pes etmeyen Atsız, görüşlerini yaymak için Atsız Mecmua ve Orhun Dergisi'ni çıkardı. İslam öncesi Göktürk ve Hun dönemlerini Türklerin asıl altın çağı olarak tanımlayan Atsız, bu görüşleriyle dönemin İslamcı çevreleriyle de ters düşmeye başladı.

Sabahattin Ali Davası ve 3 Mayıs Olayları 1940'lı yıllarda Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" romanında Türkçüleri hedef almasına karşılık olarak Atsız, "İçimizdeki Şeytanlar" adında bir broşür kaleme aldı ve Sabahattin Ali'yi Türk milletini zehirlemekle suçladı. Dönemin başbakanı ve eğitim bakanına yazdığı açık mektupların ardından Sabahattin Ali'nin açtığı hakaret davası, 3 Mayıs 1944'te binlerce milliyetçi gencin sokağa dökülmesiyle sonuçlandı. Bu tarih, Türk Milliyetçiliği Günü olarak tarihe geçti.

Tabutluk İşenceleri ve Sivil Ölüm Olayların ardından Atsız ve Alparslan Türkeş'in de aralarında bulunduğu birçok isim, "tabutluk" olarak bilinen 40x60 santimetrelik hücrelerde ağır işkenceler gördü. Mahkemede Turancılığın suç olmadığını savunan Atsız beraat etse de, sivil bir ölüme mahkum edilerek memuriyetten uzaklaştırıldı.

Siyasal İslam'la Çatışma ve Son Yılları 1964 yılında yayımlamaya başladığı Ötüken dergisinde bu kez de siyasal İslam ve Nurculuk hareketiyle sert bir mücadeleye girdi. Said Nursi'nin hareketini Kürtçülükle bağdaştıran yazıları Türk sağında büyük yankı uyandırdı. Hayatının en ironik olaylarından birini ise 1967 yılında yaşayan Atsız, yazdığı bir makale yüzünden "Kürtleri ayrı bir devlet kurmaya teşvik etmek" gibi tuhaf bir suçlamayla 69 yaşında hapse girdi.

11 Aralık 1975'te hayatını kaybeden Hüseyin Nihal Atsız, ebedi bir çatışma alanı olarak gördüğü dünyadan, kendi inandığı doğrular uğruna her türlü bedeli ödemiş tavizsiz bir "Bozkurt" olarak göçtü.

Detaylar videoda...

Muhabir: Salim Parmaksız