Isparta, Burdur ve Antalya’yı kapsayan Teke Yöresi’nin köklü Yörük kültürünün en önemli simgelerinden biri olan, kabak kemanenin atası olarak bilinen tarihi telli ve yaylı çalgı "ıklık", zamana karşı direniyor.
Geçmişte Yörük obalarında ve yaylalarda sıkça yankılanan bu asırlık enstrüman, şimdilerde sadece birkaç ustanın ve gönüllünün çabasıyla geleceğe aktarılmaya çalışılıyor.
Adını, çalınırken çıkardığı "ıh-lık" benzeri hüzünlü ve derinden gelen sesten alan ıklık, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan bin yıllık bir kültürel mirasın bugünkü temsilcisi konumunda bulunuyor.
DOĞANIN MALZEMESİ SANATA DÖNÜŞÜYOR
Tamamen doğal malzemeler kullanılarak üretilen ıklık, yapım aşamasındaki doğallığıyla da dikkat çekiyor. Geleneksel yöntemlerde kurutulmuş su kabağı, ağaç gövdesi (genellikle ardıç veya dut) ve hayvan derisi kullanılarak yapılan çalgının telleri ve yayı ise at kuyruğundan elde ediliyor.
Teke Yöresi’nin dağlarında, keçi otlatan çobanların ve Yörük kültürünün dertlerini, sevinçlerini, göç hikayelerini tellere döktüğü enstrüman, iki veya üç telli yapısıyla kendine has, mistik bir tını sunuyor. Kabak kemaneye kıyasla daha ilkel ama bir o kadar da duru bir sese sahip olan ıklık, Yörük ezgilerinin (teke zortlatması, gurbet havaları) ruhunu en çıplak haliyle yansıtıyor.
UNUTULMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA
Teknolojinin gelişmesi, modern müzik aletlerinin yaygınlaşması ve Yörük kültürünün yerleşik hayata geçmesiyle birlikte ıklık icra eden ve bu çalgıyı üreten usta sayısı parmakla gösterilecek kadar azaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıları ve yerel kültür gönüllüleri, bu somut olmayan kültürel mirasın yok olmaması için yoğun çaba sarf ediyor.
Isparta ve Burdur’daki halk kültürü araştırmacıları, ıklığın sadece müzikal bir araç olmadığını, Akdeniz’in dağlık yörelerindeki yaşam tarzının, felsefesinin ve dertlerinin bir arşivi olduğunu vurguluyor.
GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI HEDEFLENİYOR
Son yıllarda bölgedeki üniversiteler, konservatuvarlar ve yerel yönetimlerin desteğiyle düzenlenen çalıştaylar, somut miras projeleri ve halk müziği konserleri sayesinde ıklık yeniden gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor. Kültür koruyucuları, açılacak kurslar ve genç müzisyenlerin bu enstrümana yönlendirilmesiyle, Teke Yöresi’nin bu hüzünlü ve köklü sesinin sonsuza dek susmasının önüne geçilebileceğini belirtiyor.





