Türkiye Cumhuriyeti'nin son elli yılına bir gölge gibi sızan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ), 15 Temmuz darbe girişimiyle nihai amacını ortaya koymuş ancak milletin sarsılmaz iradesi karşısında bozguna uğramıştır. Bu örgütün nasıl bu denli güçlenebildiği sorusunun cevabı, tarihin karanlık dehlizlerinde saklı olan diğer örgütlerdeki benzerliklerde yatıyor.

Hasan Sabbah’ın "Haşhaşi" Mirası FETÖ ile Haşhaşiler arasındaki en çarpıcı benzerlik, liderin sorgusuz sualsiz bir otorite olarak kabul edilmesidir. Hasan Sabbah’ın müritlerine haşhaş içirerek sağladığı sadakat, Fethullah Gülen’in rüyalar ve dini hikayelerle kurguladığı "seçilmişlik" illüzyonuyla paralellik gösteriyor. Her iki örgüt de amaca ulaşmak için her yolu mübah sayan bir anlayışla suikastler ve kumpaslar düzenlemiş, inancı bir silah olarak kullanmıştır.

Cizvitler: "Eğitim" Kılıfıyla Sızma 16. yüzyılda kurulan Cizvitler Tarikatı’nın, zeki ama yoksul çocukları devşirip devlet kademelerine yerleştirme stratejisi, FETÖ’nün eğitim sistemindeki yapılanmasının adeta bir prototipidir. Işık evleri ve yurtlar üzerinden yürütülen bu süreç, cizvitlerin yüzyıllar önce Meksika’dan Japonya’ya kadar uyguladığı "yukarıdan aşağıya sızma" yönteminin modern bir kopyasıdır.

Makyavelizm: Ahlaktan Yoksun Siyaset "Amaca giden her yol mübahtır" diyen Machiavelli'nin "Prens" eserindeki karanlık öğretiler, FETÖ'nün 17-25 Aralık, Ergenekon ve Balyoz gibi süreçlerdeki kumpaslarında hayat bulmuştur. Yalan söylemek, iftira atmak, gizli dinlemeler ve kaset operasyonları; örgütün ahlaki değerlerden yoksun, tamamen güce odaklı Makyavelist yapısının birer kanıtıdır.

Sabetayistler ve Takiye Kültürü FETÖ’nün İzmir merkezli doğuşu ve Fethullah Gülen’in Sabetay Sevi’nin evini ziyaret edip onun stratejilerine övgüler dizmesi, örgütün "takiye" ve "gizlilik" kültürünün kökenlerine işaret ediyor. Müslüman görünüp eski inançlarını sürdüren Sabetayistler gibi, FETÖ üyeleri de yıllarca gerçek kimliklerini gizleyerek devletin en hassas kurumlarına sirayet etmişlerdir.

Papa’ya Mektup ve Dinlerarası Diyalog Fethullah Gülen’in Papa 6. Paul’e yazdığı ve adeta "hizmetkar" olmayı vaat eden mektubu, örgütün "dinlerarası diyalog" projesinin aslında küresel bir misyonerlik faaliyetinin parçası olduğunu kanıtlıyor. 3. Bin yılda Asya’yı hristiyanlaştırma hedefi güden Vatikan ajandasıyla örtüşen bu işbirliği, örgütün milli değerlerden ne denli uzaklaştığının en somut belgesidir.

FETÖ, tarihteki tüm karanlık örgütlerin en tehlikeli özelliklerini bünyesinde toplayan bir sentez olarak ortaya çıkmış olsa da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim devlet aklı karşısında mağlup olmaktan kurtulamamıştır.

Detaylar videoda...

Kaynak: HABER MERKEZİ