Türkiye siyasetinin en dürüst ve yerli isimlerinden biri olan Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’tan Yozgat’a giderken bindiği helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Ancak aradan geçen 15 yıla rağmen, olayın basit bir kaza mı yoksa çok katmanlı bir suikast mı olduğu sorusu hala cevap bekliyor.

Çantadaki Sırlar ve KGB Bağlantısı Haberde dikkat çeken en önemli iddialardan biri, Yazıcıoğlu’nun yanında taşıdığı çantadır. İddiaya göre bu çantada; Türkiye’de faaliyet gösteren KGB ajanlarının listesi, PKK’nın finansörleri olan bazı iş adamları ve bürokratların isimleri ile Barnabas İncili’ne dair çok kritik belgeler bulunuyordu. Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci gibi isimlerin ölümlerinde olduğu gibi, Yazıcıoğlu olayında da asıl hedefin bu "sır dolu çanta" olduğu öne sürülüyor.

"Biz Ne Halt Ettik": Kar Maskeli Kişiler BBP kurucularından Emrullah Önalan’ın mahkemeye sunduğu ifade, olayın seyrini değiştirecek nitelikte. Önalan, olaydan sonra kendisine izletilen bir görüntüde, düşen helikopterin başında kar maskeli üç kişinin görüldüğünü ve bu kişilerin Yazıcıoğlu’na doğru yürüdüğünü iddia etti. Görüntülere sahip olduğu söylenen gazeteci Ahmet Akpak ve oğlu Alper Akpak’ın kısa aralıklarla şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi, bu iddiaların üzerindeki gizemi daha da derinleştiriyor.

Helikopterdeki Teknik İhanet Kazaya dair teknik veriler de suikast ihtimalini güçlendiriyor. Helikopterde bulunması gereken ve yer tespiti sağlayan ELT cihazının söküldüğü veya eski model bir cihazla değiştirildiği, yeni nesil cihazın ise ancak kazadan sonra enkaz bölgesine yerleştirildiği ifade ediliyor. Ayrıca, Yazıcıoğlu ve helikopterdeki diğer isimlerin otopsi raporlarında tespit edilen "akut koroner damar tıkanıklığı", paket yemeklerin içine zehir katılmış olabileceği şüphesini doğuruyor.

İsmail Güneş’in 112 Görüşmesi ve Şüpheli Ölümü İHA muhabiri İsmail Güneş’in kazadan sonra dakikalarca 112 ile konuşması, ancak arama çalışmalarının enkazdan 115 km uzakta yapılması "ihmal" tartışmalarını da beraberinde getirdi. Güneş’in naaşının enkazdan 600 metre uzakta bulunması ve otopsi raporundaki çene kırığı gibi detaylar, olay yerinde başka bir müdahalenin olup olmadığı sorusunu akıllara getiriyor.

Yıllar geçse de Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü üzerindeki sis perdesi aralanmış değil. Türk siyasi tarihinin bu en büyük faili meçhul dosyası, "kayıp çanta" ve "gizli görüntüler" ekseninde hala adaletin tecelli etmesini bekliyor.

Detaylar videoda...

Kaynak: HABER MERKEZİ