Türkiye’nin yeraltı dünyasında "tahsilli" kimliği ve sert duruşuyla nam salan Nihat Akgün, 1953 yılında Elazığ’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Avusturya’da tamamladığı üniversite eğitimiyle diğer figürlerden ayrılan Akgün, 1980’li yıllarda İstanbul’a yerleşerek ticaret hayatına atıldı. Ancak onun ismi, kısa sürede halı kaçakçılığından çek-senet tahsilatına kadar pek çok olayla anılmaya başlandı.
Kabadayılık Raconu ve Siyasi Bağlantılar Nihat Akgün, milliyetçi-ülkücü camiaya yakınlığıyla bilinirken, Alaattin Çakıcı ve İnci Baba gibi isimlerle kurduğu dostluklarla yeraltı dünyasındaki nüfuzunu artırdı. Yüzündeki yara izi nedeniyle "Scarface" lakabıyla da anılan Akgün, kendisini hiçbir zaman "mafya" olarak tanımlamadı; her fırsatta "mazlumun yanındaki kabadayı" imajını vurguladı. 1987 yılındaki üniversite olaylarında polisin yanında yer alması ve gazeteci darp iddialarıyla adı manşetlerden düşmedi.
İş Adamı Kimliği ve MHP ile Ayrışma 90’lı yıllarda Vatan Caddesi’ndeki görkemli Akgün Otel’in sahibi olan ve 15 farklı şirkete ortaklık yapan Akgün, yasal bir iş adamı profili çizmek için büyük çaba sarf etti. MHP’den milletvekili adayı olma isteği, "dokunulmazlık zırhı" eleştirileri üzerine son buldu. Devlet Bahçeli’nin "Ülkücüden mafya olmaz" çıkışıyla partiden dışlanan kadrolar arasında yer alan Akgün, buna rağmen eski dostluklarını ve yeraltı dünyasındaki "abi" konumunu korudu.
Hüseyin Başak İle Husumet ve Kanlı Pusu Akgün’ün hayatındaki en büyük kırılma, Alaattin Çakıcı’nın Fransa’da yakalanmasıyla yaşandı. Çakıcı’nın rakiplerinden Hüseyin Başak’ın haraç talebini reddeden Akgün, açık hedef haline geldi. 25 Kasım 1999 tarihinde, kendine ait Akgün Marina restoranda yemek yediği sırada masasına yönelen iki kardeş tarafından kurşun yağmuruna tutuldu. Vücuduna isabet eden 11 mermiyle ağır yaralanan Akgün, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Sönmeyen Tartışmalar ve Cenaze Töreni Nihat Akgün’ün cenazesi, sanat ve iş dünyasının ünlü isimlerini Fatih Camii’nde bir araya getirdi. Orhan Gencebay’dan Selami Şahin’e, Sedat Peker’den Sami Hoştan’a kadar pek çok ismin katıldığı törende, en yakın dostu Alaattin Çakıcı’nın eksikliği "MHP ile olan yeni denge siyaseti" olarak yorumlandı.
Nihat Akgün’ün ölümüyle birlikte Türkiye’de geleneksel kabadayılık döneminin son temsilcilerinden biri daha tarih sayfalarındaki yerini aldı. Onun hikayesi, yerüstündeki otel yatırımlarıyla yeraltındaki sert hesaplaşmaların iç içe geçtiği bir dönemin en çarpıcı özeti olmaya devam ediyor.
Detaylar videoda...
