Yalvaç Görgü Mezarlığı’nda dikkat çeken bir mezar taşı, 4 çocuğunu kaybeden ve hamileyken vefat eden 23 yaşındaki Leyla’nın unutulan hikâyesini ortaya çıkardı.
Bugün Yalvaç Görgü Mezarlığı’ndaydım…
Kültür Elçisi Mesut Özer’den ağabeyim yönlendirmişti. Açıkçası ben, Dulkadir yöresinden gelip bu topraklara yerleşen Görgülerin ilk izlerini, Hacı Ağaların kabirlerini görürüm diye düşünüyordum.
Yakupoğlu Camii’nin hemen karşısında, yol kenarında, kimsenin dönüp bakmadığı bir mezarlık…
İnsanlar gelip geçiyor…
Kimi pazara, kimi evine…
Ama kimse o taşların arasında yatan hikâyeleri duymuyor.
Derken bir mezar dikkatimi çekti.
Sade, sessiz… ama sanki içten içe bağırıyordu.
Yanına yaklaştım.
Yazılar silik, okunması zor… Osmanlıca.
Taşı fotoğrafladım.
Yavaş yavaş çözmeye başladım.
İlk okuduğum isim:
“Yalvaçlı Nuh Naci Efendi…”
Ve sonra…
kelimeler tek tek anlam kazandıkça içim daraldı.
Bu bir erkek mezarı değildi…
Bu, onun eşinin mezarıydı…
Henüz 23 yaşında bir kadın…
Adı: Leyla…
Ama hikâye burada bitmiyordu…
“Dört sıbyanını önce gönderüb…”
Yani dört çocuğunu toprağa vermiş…
“Hasretleriyle eylerken zârı…”
Acı içinde, gözyaşıyla yaşamış…
Ve en sarsıcı satır…
“Hamileydi buldu Zât-ı Gufranı…”
Yani…
hamileyken hayata gözlerini kapamış…
Hüve’l Hallâk-ı Bâkî
Yalvaçlı Nûh Nâcî Efendi
Halîlesi Leylâ pâk-i dildârı
Yirmi üç yaşında bu zîr-i hâke
Defn eyledi ecel, budur mezârı
Dört sıbyânını önce gönderüb
Hasretleriyle eylerken zârı
Şehâdet şerbetin içtiği gece
Hâmile idi buldu Zât-ı Gufrân’ı
Bir düştü târîh-i bu rûh-ı pâkin
Cennet-i Naîm’de kıldı karârı
El-Fâtiha
Belki bir doğum gecesi…
Belki bir umutla beklenen bebekle birlikte…
Taşın sonunda şöyle diyordu:
“Cennet-i Naim’de kıldı kararı…”
Bir teselli…
Bir dua…
Bir kabulleniş…
Kimdi peki bu Nuh Naci Efendi?
Niğde Salnamesinde 18 Haziran 1892 yılında Niğde Rüştiye Medresesinde baş müderris kaydında bu isimde bir müderris kayıtlıydı. Tabi bu kişi farklı biri miydi bilmiyorum.
Ayrıca Merhum Mahmut Kıyıcı Nuh Naci Efendi için: Ispartalı’dır. İstanbul’da öğrenim görerek Müderris oldu. Darüssaade Ağası (Padişah sarayında Harem Dairesi Ağası) Tahir Ağa’nın imamlığını yaptı. Sonra medreselerde ders verdi. Devriyeden maaş, Trablus ve Beyrut mollalıklarında bulundu. Ayrıca din mahkemelerinde yargıçlık yaptı. 1858 yılında öldü, diye kitabında yazmış. Her halde bahsi geçen müderris buydu.
hüzünlendim ve Devlethan Camii'ne dolu gözlerle geçtim.
