Isparta ve Yalvaç'ın 1909'daki kıtlık kayıtlarından 2026'ya uzanan dikkat çekici iklim benzerlikleri... 2026–2027 kışı için tarih ne söylüyor?
2026–2027 KIŞINA DİKKAT!
1909’DA YALVAÇ VE BARLA’DA YAŞANAN KITLIK!
Kıymetli hemşehrilerim; “Tarih geleceği haber vermez; fakat geleceğin ihtimallerini geçmişin tecrübeleri üzerinden görünür kılar.”
Bir müddettir bölgemizin geçmişine dair yeni eriştiğim belgeler üzerinde çalışıyorum. Belgelerin arasından yükselen bir ses var ki açıkçası görmezden gelemedim.
Konu kıtlık. Fakat burada savaşın doğrudan meydana getirdiği bir kıtlıktan değil; kuraklık, düzensiz yağışlar, şiddetli kışlar ve mahsul kayıplarıyla beraber gelişen bir iaşe krizinden söz ediyoruz.
Geçmişte Anadolu'da iklimin dengesinin bozulduğu dönemlerde yalnız mahsul zarar görmemiş; seller yaşanmış, insanlar göç etmiş, bazı yerleşimler büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmış.
Ve önüme çıkan 20 Mart 1909 tarihli bir Osmanlı vesikası beni özellikle düşündürdü.
Belgede Barla ahalisi için kullanılan ifade çok ağır:
“Fart-ı ihtiyâc ile telef olma derecesine geldiklerinden…”
Yani: Aşırı ihtiyaç ve yokluk sebebiyle telef olma, ölecek hâle gelme derecesinde…
Konya Vilayeti, Barla halkının yemeklik ihtiyacı için 28.400 küsur kuruş yardım isterken; Yalvaç kazasının Sücüllü, Yukarı Kaşıkara, Tokmacık, Terziler, Eyüpler, Leblebiciler ve Gökçeli köyleri için de 2.065 İstanbul kilesi buğday verilmesini istiyor. Yani 50–55 ton buğday bu köylerdeki insanlar ölmesin diye gönderiliyor.
Buradaki çok önemli kelime:
YEMEKLİK. Tohumluk değil. İnsanların ekip biçmesi için değil, yemesi için buğday isteniyor.
Dolayısıyla burada “açlık” kelimesini mecazen kullanmıyorum. Belgenin dili, insanların karınlarını doyurmakta güçlük çektiklerini açıkça ortaya koyuyor.
Peki beni düşündüren ne?
TARİHİN İÇİNDE BİR ÖRÜNTÜ MÜ VAR?
-
yüzyılın başlarına baktığımızda farklı bölgelerde kuraklık, mahsul noksanlığı, kıtlık, düzensiz yağışlar ve şiddetli kışların birbirini takip ettiği yıllarla karşılaşıyoruz.
1907–1909 civarında kıtlık ve kuraklık kayıtları var.
Ardından şiddetli kış kayıtları geliyor.
Mesela 1911 Şubatında aynı günlere yığılan Osmanlı belgelerinde Sivas, Diyarbakır, Aksaray ve Safranbolu'da “şiddetli kış” nedeniyle halkın yiyecek ve yakacak sıkıntısı çektiği, devletin yardım yapmak zorunda kaldığı görülüyor.
Aksaray'da ise başka bir şey oluyor:
Şiddetli kış, yoğun kar, karların erimesi, Melendiz Çayı'nın taşması ve zarar.
Yani geçmişte iklim yalnızca “kurak” veya “yağışlı” değil. Bir uçtan diğerine savrulabiliyor.
İşte tam burada tarih bir şeyler gösteriyor. Günümüze baktığımda bazı benzerlikler dikkatimi çekiyor.
2022'DE ISPARTA'YI HATIRLAYIN
Şehrimize yaklaşık 11 saat aralıksız kar yağdı.
Metrekareye 83,9 kilogram yağış düştü.
Isparta'da hayat adeta felç oldu. Yetkililer bunun son 21 yılın en yoğun kar yağışı olduğunu açıkladılar.
O gün pek çoğumuz:
“Hiç değilse kuraklığa iyi gelir.” diye düşündük.
Fakat tek bir yoğun kar hadisesi, yıllara yayılan kuraklığı ortadan kaldırmaya yetmediği gibi iklimde bir değişkenlik sinyali vermişti.
Ve kuraklık devam etti.
SONRA 2025 GELDİ...
2025, Türkiye'nin geniş kesimleri için ciddi bir meteorolojik kuraklık yılı oldu.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yıllık SPI değerlendirmelerinde Marmara'nın tamamı, Akdeniz'in tamamı, Ege'nin neredeyse tamamı ve İç Anadolu'nun Nevşehir hariç tamamı değişen derecelerde kuraklık sınıflarında yer aldı.
Derken...
2026'DA BİR ŞEY DEĞİŞTİ.
Yağış adeta geri döndü.
Hem de nasıl...
2026 ilkbaharında Türkiye ortalaması 263,2 mm yağış aldı.
Bu değer 1991–2020 normalinin %54 üzerinde.
Daha önemlisi:
SON 66 YILIN EN YAĞIŞLI İLKBAHARI!
Akdeniz Bölgesi de son 66 yılın en yağışlı ilkbaharını yaşadı.
Daha çarpıcı olanı ise şu:
1 Ekim 2025 – 30 Haziran 2026 döneminde Türkiye ortalaması 674,6 mm yağış aldı.
Normali ise 518 mm olmalıydı.
Yani yaklaşık %30 daha fazla yağdı.
Bu da son 66 yılın en yüksek 9 aylık su yılı yağışı oldu. Yani ani değişimler hâlâ daha sinyal veriyor.
Peki Isparta?
Bazı kesimlerde yağış normalin %60'tan fazla üzerine çıktı ve Isparta da son 66 yılın en yüksek 9 aylık su yılı yağış seviyesine ulaştı.
Şimdi benim durduğum yer tam burası.
BEN METEOROLOG DEĞİLİM.
Hava tahmini yapmak benim işim değil. Ben tarihi naçizane okumaya çalışıyorum.
Geçmişte ne olmuş, hangi hadiseler birbirini takip etmiş, toplum bunlardan nasıl etkilenmiş; ona bakıyorum.
Ve son 150 yıllık tarih içerisinde karşıma çıkan bazı örüntüler nedeniyle şu soruyu sormadan edemiyorum:
Kuraklığı gördük.
Ani ve güçlü yağış dönüşünü de gördük.
Peki sırada çetin bir kış olabilir mi?
Tarih tekerrür mü edecek?
Bilmiyorum.
Zaten bugün bunu kesin olarak söylemek bilimsel olmaz.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Ağustos 2026 itibarıyla yayımladığı uzun vadeli tahminler henüz 2026–2027 kışını kapsamıyor. Mevsimlik tahminlerde El Niño/La Niña ve NAO gibi büyük ölçekli atmosferik salınımlar da değerlendiriliyor ve özellikle yağış tahminlerinin belirsizliği yüksek.
Yani önümüzdeki kışın karakteri konusunda sonbahara doğru çok daha anlamlı veriler ortaya çıkacak.
Fakat bizim görevimiz sadece: “100 yıl önce böyle olmuş.” deyip belgeyi kapatmak mıdır?
Bence değil.
Tarih bize geleceğin kesin cevabını vermez. Fakat bazen önümüze geçmişten bir ayna koyar ve:
“Benzer şartlarda daha önce ne olduğunu unutma.” der.
Benim yaptığım da budur.
YA TARİH TEKERRÜR EDERSE? ALLAH KORUSUN!
Yani 1900'lerin başındaki gibi kuraklıkları gördük, aşırı düzensiz, âni bastıran yağmur (sel) ve çetin kış şartları olursa mahsul yetişemez.
Elbette 1909 şartlarında yaşamıyoruz.
Bugün modern ulaşım ağları, depolama imkânları, farklı bölgelerden ve ülkelerden gıda tedariki var. Dolayısıyla 1909'daki anlamıyla bir kıtlık senaryosundan söz etmiyorum.
Fakat aşırı hava olaylarının tarımsal üretimi etkilemesi hâlinde ürün kayıpları, tedarik sorunları ve bazı temel gıda fiyatlarında ciddi yükselişler yaşanması elbette mümkündür.
Bu yüzden ben bugün “Çok sert bir kış geliyor!” demiyorum.
Ben başka bir şey söylüyorum: Geçmişteki işaretleri dikkate alalım, bugün o geçmişe çok benziyor.
DİKKATLİ OLMAKTA FAYDA VAR.
Belki hiçbir şey olmayacak. Belki sıradan bir kış geçireceğiz.
Ama ya tarih, bize eski defterlerinden bir sayfayı yeniden açıyorsa?
2026–2027 kışını birlikte takip edeceğiz.
Bakalım tarih bize ne söyleyecek…
Allah Isparta’mızı, ülkemizi, tüm insanlığı afetinden muhafaza eylesin. Mutlu, sağlıklı, afiyetli yıllar nasip etsin.
Tedbir bizden, takdir Allah’tan.
Bekir MANAV – 10.08.2026 – ISPARTA