Gençlerin iş hayatına kazandırılması gerektiğini belirten Kapı, personel yetiştirme kültürünün yeniden canlandırılması gerektiğini ifade etti.
Fidanlarımızı Soldurmayalım
Geçtiğimiz haftalarda Isparta’nın öğrencilerini, markalarını ve "ortak akıl" arayışımızı konuştuk. Bu hafta ise tüm bunların temelini, yani geleceğimizi konuşmak istiyorum. Zira bir şehrin en büyük yatırımı ne yollar, ne binalar, ne de fabrikalardır. Bir şehrin gerçek sermayesi insandır; özellikle de gençleridir.
Bugün Isparta sokaklarında yüzlerce genç görüyoruz. Kafelerde oturan, üniversite koridorlarında hayaller kuran, hayatını inşa etmeye çalışan o gençleri... Peki, biz bu gençlere nasıl bakıyoruz? Onları gerçekten geleceğimiz olarak mı görüyoruz, yoksa sadece geçici birer misafir gibi mi değerlendiriyoruz?
Bazen iş ilanlarına bakıyorum: "Nitelikli personel aranıyor, en az 5 yıl tecrübe isteniyor."
Peki sormak istiyorum: 22 yaşındaki bir genç bu tecrübeyi nerede kazanacak? 24 yaşındaki bir genç hangi fabrikayı yönetmiş, hangi ofiste pişmiş olacak? Biz gençlerimizden deneyim bekliyoruz ama onlara o deneyimi kazandırmak için ne yapıyoruz? Asıl soru budur.
Bir zamanlar usta-çırak kültürü vardı. İnsanlar mesleği izleyerek, yaparak, hata yapıp tekrar deneyerek öğrenirdi. Bugün ise birçok işletme hazır "yetişmiş" personel arıyor. Yetiştirmek isteyenlerin sayısı ise giderek azalıyor. Sonra da personel bulamamaktan şikâyet ediyoruz. Belki de kendimize şunu sormalıyız: Gerçekten personel bulamıyor muyuz, yoksa personel yetiştirmeyi mi bıraktık?
Kendi iş yerlerimde de sıklıkla şahit oluyorum; gençlerimizin sadece çay taşıyan, fotokopi çeken veya günü dolduran insanlar olarak görülmesi en büyük kaybımız. Bir genç iş yerine geldiğinde ona yalnızca görev değil, sorumluluk vermeliyiz. Fikrini sormalı, onu işin mutfağına dahil etmeli, öğle yemeğinde aynı masaya oturmalıyız.
Çünkü bir genç için en büyük motivasyon yalnızca maaş değildir. Kendisine güvenildiğini, değer gördüğünü ve gelecekte o iş yerinin bir parçası olabileceğini hissetmesidir.
Ekonomik şartların zorluğunu hepimiz biliyoruz. Esnaf da sanayici de iş insanı da zorlanıyor. Ancak unutmayalım; gençlerin bu zorluklara şahit olması, hayatın gerçek yüzünü görmeleri onların en büyük eğitimidir. Hayat sadece okul sıralarında değil; iş yerlerinde sorumluluk alarak, mücadele ederek öğrenilir.
Ailelerinden kopup şehrimize gelmiş o taze fidanlar, Isparta’da boşluğa düşmemeli. Bir kişinin bile onlara inanması, hayatlarını değiştirebilir.
İş insanlarımıza, esnafımıza, sanayicilerimize ve kurum yöneticilerimize sesleniyorum: Gelin, kapasitemiz ne kadarsa bir gencin elinden tutalım. 1 kişiyse 1, 5 kişiyse 5... Bugün bu yazıyı bir çağrı olarak kabul edelim ve şehrimizde "Genç Yetenekleri Kazanma Seferberliği" başlatalım.
Onlara yalnızca iş değil; meslek, tecrübe, özgüven ve gelecek verelim. Bugün yetiştirdiğimiz o gençler yarının yöneticileri, girişimcileri ve ustaları olacak.
Unutmayalım ki bir şehrin geleceği betonla değil, insanla inşa edilir. Fabrikalar kurulur, binalar yapılır, yollar açılır; ancak yetişmiş insan yoksa bunların hiçbirinin anlamı kalmaz.
Fidanlar kendiliğinden büyümez; emek, sabır ve ilgi ister. Bugün göstereceğimiz o ilgi, yarın Isparta’nın geleceği olacaktır.
Fidanlarımızı soldurmayalım.
Çünkü onlar sadece bugünün gençleri değil, yarının Isparta’sıdır.
Kubilay Kapı
İş İnsanı • Medya Yöneticisi