Güneydoğu Anadolu’nun sert coğrafyasında yer alan Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi, yüzyıllar boyunca sınırları güç dengeleriyle çizilen aşiret yapılarının merkezi olmuştur. Bu coğrafyada devlet ile yerel güç odakları arasındaki dengenin en önemli aktörlerinden biri de şüphesiz Bucak aşiretidir. Kökenleri 19. yüzyılın başlarında Diyarbakır’dan Siverek ovalarına uzanan aşiret, bölgedeki diğer yapılardan farklı olarak her zaman sergilediği net politik duruşla öne çıkmıştır.

Cumhuriyet'in Yanında Bir Aşiret ve Ankara Desteği

Bucak aşireti, 1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı sırasında net bir tavır alarak Cumhuriyet'in ve devletin yanında yer almış, isyanın bastırılmasında önemli rol oynamıştır. Bu stratejik hamle, aşiretin Ankara yönetiminden büyük bir destek görmesini sağlamış ve bölgedeki kontrolü elinde tutan yasal/yerel bir güç haline gelmesinin önünü açmıştır. İşte bu köklü yapının içinde, aşiret ileri gelenlerinden İsmail Hakkı Bey'in oğlu olarak dünyaya gelen Sedat Edip Bucak, silahların ve devlet-aşiret kültürünün gölgesinde büyümüştür.

Meclise Uzanan Yol ve Koruculuk Sistemi

1970'li ve 1980'li yılların sancılı Türkiye'sinde Kürt milliyetçisi hareketler ile aşiretler arasında yaşanan çekişmelerin ortasında adını duyuran Sedat Bucak, 1990'lı yıllarda Doğru Yol Partisi'nden (DYP) Şanlıurfa milletvekili seçilerek Ankara'ya adım atmıştır. O artık sadece bir aşiret lideri değil, aynı zamanda arkasında binlerce silahlı gücü barındıran siyasi bir figürdür.

Bölücü terör örgütü PKK'nın eylemlerini artırdığı bu dönemde Sedat Bucak, Ankara'daki gücünü kullanarak "Geçici Köy Koruculuğu" sisteminin bölgede yaygınlaşmasını sağlamıştır. Devletin sağladığı yasal zırh, maaş ve silahlarla donatılan on binlerce aşiret üyesi, Siverek bölgesini terör örgütüne karşı adeta aşılmaz bir kale haline getirmiştir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar gibi isimlerle lojistik ve hukuki bağları taze tutan Bucak, devletin terörle mücadelesindeki en önemli sivil-silahlı dayanaklarından biri olmuştur.

Türkiye'yi Sarsan Kaza: Susurluk Skandalı

Türkiye'nin siyasi ve hukuki yapısını kökten sarsacak olay ise 3 Kasım 1996 tarihinde Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında meydana gelmiştir. İçerisinde emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ, kırmızı bültenle aranan Abdullah Çatlı ve Gonca Us'un bulunduğu lüks Mercedes otomobilin bir kamyona çarpması sonucu büyük bir skandallar zinciri patlak vermiştir. Kazada diğer üç isim hayatını kaybederken, araçtan yaralı olarak kurtulan tek isim Sedat Bucak olmuştur.

Aracın bagajından çıkan ruhsatsız uzi marka tüfekler, susturucular, sahte pasaportlar ve devletin resmi kurumlarına ait özel izin belgeleri, "Siyaset-Polis-Mafya" üçgenini ve "derin devlet" tanımını kamuoyunun gündemine oturtmuştur. Kazadan sonra kaldırıldığı hastanede Siverek'ten gelen yüzlerce silahlı adam tarafından korunan Bucak, uzun süre sessizliğini korumuş, avukatları ise kazaya bağlı hafıza kaybı yaşadığını öne sürmüştür. Daha sonra yaptığı açıklamalarda Abdullah Çatlı'yı gerçek kimliğiyle değil, "Mehmet Özbay" ismiyle terörle mücadele eden bir iş insanı olarak tanıdığını iddia etmiştir.

Dokunulmazlığın Kaldırılması ve Yargı Süreci

Kamuoyunda yükselen "Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık" gibi sivil tepkiler ve meclis komisyonu raporlarının ardından, meclis çatısı altında tarihi bir gün yaşanmıştır. 11 Aralık 1997'de yapılan oylamayla Mehmet Ağar ve Sedat Bucak’ın dokunulmazlıkları kaldırılmıştır. "Cürüm işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçundan sanık sandalyesine oturan Bucak, tüm suçlamaları reddederek sadece devletin bekası için mücadele ettiklerini savunmuştur. 1999 seçimlerinde yeniden milletvekili seçilerek dokunulmazlık zırhını geri kazansa da, 2002 yılında partisinin baraj altında kalmasıyla bu kalkan tamamen çökmüştür. Uzun süren yargılamalar, Yargıtay'ın bozma kararları ve yeniden yargılama süreçlerinin ardından Sedat Bucak davalardan beraat etmiştir.

Faili Meçhuller ve Sessiz Güç

Bucak aşiretinin adı sadece Susurluk kazasıyla sınırlı kalmamış; 90'lı yıllarda Ankara ve İstanbul'da işlenen bazı Kürt iş adamları cinayetlerinde, yasa dışı sorgu ve infaz iddialarında ve ilerleyen yıllarda Ergenekon kumpas davalarında da sık sık anılmıştır. Veli Küçük, Korkut Eken ve İbrahim Şahin gibi dönemin kilit askeri ve emniyet figürleriyle olan yakın ilişkileri bu iddiaların temelini oluşturmuştur.

Bugün Sedat Bucak, Şanlıurfa, Siverek ve Ankara arasında gözlerden uzak, sessiz bir hayat sürerek bir kanaat önderi rolünü üstlenmektedir. Ancak Bucak aşireti gücünden bir şey kaybetmemiştir. Günümüzde bünyesinde sadece silahlı güçleri değil; bürokratları, iş insanlarını ve avukatları barındıran bu devasa yapı, seçim dönemlerinde oylarını tek bir partide toplamak yerine farklı partilere dağıtarak Ankara ile olan köprülerini her daim sağlam tutmayı başarmaktadır. Günümüzde de Bucak ismi, ardındaki binlerce silah, yüzlerce dava ve fısıltılarla derin devlet tartışmalarındaki gizemini korumaktadır.

Detaylar videoda...

Muhabir: SALİM PARMAKSIZ