ISPARTA (KFK Ajans) - Türkiye'de çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Resmî Gazete'de yayımlanan "Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik" ile kapsamlı tedbirler devreye alındı. 1 Kasım 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olan düzenlemeye göre, yerli ve yabancı tüm sosyal ağ sağlayıcıları 15 yaşını doldurmamış çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunamayacak ve bu yaş grubundaki kullanıcıların hesap açma taleplerini reddedecek. Yaş doğrulama işlemlerinin e-Devlet Kapısı üzerinden oluşturulacak güvenli belirteç aracılığıyla yapılacağı, mevcut hesaplar için ise 31 Mart 2027 tarihine kadar doğrulama şartı aranacağı, bu yaşın altında olduğu tespit edilen veya süresi içinde doğrulanmayan hesapların kapatılacağı resmî olarak kararlaştırıldı.

"15 YAŞ ALTINA SOSYAL MEDYA YASAĞI ÇOK DOĞRU BİR YAKLAŞIM"

15 yaş altındaki bireyler için sosyal medyanın yasaklanmasını son derece doğru ve büyük bir gelişme olarak değerlendiren Doç. Dr. Ümit Işık, çocukların bu platformlarda karşılaştığı büyük tehlikelere dikkat çekti:

"Bence en güzel yapılan müdahalelerden birisi aslında şu oldu. Günümüzde şu an, Kasım ayı itibarıyla 15 yaş altında sosyal medyanın açılması engellenmiş olacak. Bu çok büyük bir gelişme aslında. Bu yüzden de hükümeti ve bu işe imzası olanları gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Çünkü 15 yaş altındaki bir bireye sosyal medyanın açılması çok tehlikeli olan bir yaklaşım. Cinsel içerikli mesajlara, cinsel içerikli görüntülere ne yazık ki maruz kalabiliyorlar. Ya da karşıdaki kişinin kim olduğunu bilmediği hâlde, işte aynı yaşta birisiyle konuşuyorum diye düşündüğü hâlde 15 yaşındaki bir çocuk, 45 yaşındaki bir kişiyle ne yazık ki konuşabiliyor. O yüzden burada yapılması gereken bir durum, bunun kapatılması, sosyal medyanın kapatılmasıydı ve çok doğru bir adım atıldı."

EBEVEYNLERE SOSYAL MEDYA SÖZLEŞMESİ ÖNERİSİ

Çocukların sosyal medya kullanmaya başladığı dönemde ebeveynlerin koyması gereken sınırları ve atılması gereken adımları anlatan Doç. Dr. Ümit Işık, yasaklamak yerine sağlıklı bir iletişim kurulmasının önemini vurguladı:

"Sosyal medya hesabı açıldı 15 yaşından sonra. Tüm arkadaşların var ve biz de bir şekilde açmak zorunda kaldık. Çünkü iletişimimiz daha çok bozulacaktı diye düşündük. Bugünkü durumda ise şunu yapmak gerekir: Çocuğun sosyal medya hesaplarını mutlaka kontrol altında tutmak gerekir. O yüzden de sosyal medya hesabı açmadan önce beraber bir sözleşme imzalamak gerekir. Yani biz senden sosyal medya hesabı sözleşmesi şeklinde ebeveynle çocuk arasında bir sözleşme olması gerekiyor. Ve nasıl bir kural koymak istiyorlarsa, kendi içerisinde, yani akşam işte ondan sonra sosyal medya hesaplarına giriş olmayacak ya da akşam ondan sonra biz senin telefonunu alacağız ya da sosyal medya hesaplarının şifreleri bizde olacak gibi mutlaka kurallar olması gerekiyor. 'Biz onun özel hayatına çok fazla müdahale etmiş oluruz.' Hayır, aslında biz o çocuğu korumuş oluruz. Çünkü dışarıda tanımadığımız insanlarla bile konuşturmadığımız bir çocuğumuz varken, evladımız varken, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada aslında 7 milyarlık bir nüfusa sahip sosyal medyası ile beraber onun direkt iletişimini açmış oluyorsun, çocuğunu dışarıya açmış oluyorsun. O yüzden bu çok riskli bir davranış. Ebeveynlere düşen görev de zaten burada çocuklarının kontrolünün olması gerekiyor. Ama kontrol sadece yasaklayarak, bu süreçler ilerlemez. En önemli nokta ise iletişimdir. Bizim önce çocuklarımızla, ergenlerimizle, gençlerimizle mutlaka iletişimimizi iyi bir şekilde tutmamız gerekiyor. Çocuğa zaman ayırmak, onunla kaliteli vakitler geçirmek, akşamleyin birlikte sohbet etmek, çay içmek, kahve içmek, sohbet edip hem okulda yaşadıklarını hem kendi duygularını, düşüncelerini yargılamadan, yansız ve yüksüz olarak çocukla beraber sohbet ederek bu süreci ilerleyip çocuğun, gencin kendisini bana açabileceğini mutlaka gösterebilmem gerekiyor ki o risklerden koruyabileyim. Ki böyle bir yazışma olduğunda da çocuğum bana gayet rahat gelebilsin."

Sosyal Medya Kısıtlaması Çocukları Nasıl Etkileyecek? Ebeveynlere Kritik Uyarı

"ÇOCUKLARIN ÖZ BENLİK SAYGISI GÜÇLENDİRİLMELİ"

Gençlerin sosyal medyada karşılaştıkları riskli mesajlar karşısında gösterdikleri dürtüsel yaklaşımlara ve bu durumun altındaki psikolojik sebeplere değinen Doç. Dr. Ümit Işık, ebeveyn kontrolünün şart olduğunu belirtti:

"Bu tarz mesajlarla karşılaşan bir genç ise mutlaka hemen engellemesi gerekir. Ama bazen tabii ki dürtüsel olabiliyoruz. Bu içeriğe maruz kalan gencin de zaten kendine ait ruh sağlığı özellikleri ya da mizaç özellikleri ortaya çıkabiliyor işte; daha dışa dönük bir yapısı olabilir, daha dürtüsel olabilir, dikkat eksikliği farklı bulgu olabilir. Kendisini yeterli hissetmiyordur. Okul içerisindeyken kendini yeterli hissetmediğinden dolayı kendini yeterli hissedebileceği bir ortam oluşturmuş olabilir. Yani sosyal medya, insanların kendisini istediği şekilde gösterebileceği bir ortam olmaya başlıyor. Ve ben burada sadece Ümit'ken orada muhteşem Ümit olabiliyorum. Yani o yüzden sosyal medyada kendime yeni bir kimlik oluşturduğum için o kimlikle var olmak isteyebilir ve bu yüzden de orada mesajlarla devam etmek isteyebilir. O yüzden bunların önüne geçebilmek için bir, ilişki kalitesi; iki, sınırlar; üç, çocuğun öz benlik saygısını mutlaka güçlendirmek gerekiyor. Ama varsayalım bir çocuk gerçekten sosyal medya hesaplarına girmeye başladı, mesajlarına girmeye başladı, bizim de orada mutlaka ebeveyn olarak o içeriği kontrol etmemiz gerekiyor ki sınırları sağlayabilelim."

ERKEN YAŞTA CİNSEL İÇERİĞE MARUZ KALMANIN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Erken yaşta cinsel içeriklere maruz kalmanın çocukların ilerleyen yaşlardaki davranışlarını nasıl olumsuz etkilediğini ve psikolojik yıkımlarını anlatan Doç. Dr. Ümit Işık, şu uyarılarda bulundu:

"Şöyle bir gerçek var; biz biliyoruz ki cinsel içeriklere erken dönemde maruz kalabilmek, ilerleyen zamanlarda bu tip cinsel içeriklerin daha fazla yayılmasına sebebiyet verebiliyor. Yani bunu şöyle açıklayabiliriz: Küçük yaşta cinsel istismara uğrayan çocuklar ne yazık ki erken cinsel davranışları öğrenme eğilimindedir. Çünkü bununla ilgili artık bir farkındalık gelişmiştir. Ya da cinsel içerikli mesajlarla yaşayan bir çocuk, ilerleyen zamanda da başkaları ile cinsel içerikli mesajlar yazışmaya daha yatkın hâle gelebiliyor. O yüzden bu bizim için bir risk, bu çocuğun istismar edilmesi oluyor. İlerleyen zamanda da tekrarlayan istismarlarına sebebiyet vermiş olabiliyoruz. Bu en büyük risklerden biri aslında. Bazen de kaygılı bir çocuk bu tarz içeriklerle aslında mesajlaşmak istemiyordu ama bir şekilde o mesajlara ulaştı ya da o mesajlarla karşılaştı. Bu mesajlarla karşılaşınca da çocukta depresyon, benlik saygısında azalma, özgüven kayıpları, aile dışına soğuma, kendini içe kapatma gibi sorunlar da ortaya çıkabiliyor tabii ki."

Muhabir: SUDE AYDOĞDU