Yılanın Başını Koparma Stratejisi: Abdullah Öcalan’a Yönelik Gizli Operasyonlar ve Yakalanış Öyküsü

Tarih boyunca kurduğu 16 büyük devletle askeri ve idari dehasını kanıtlayan Türk milleti, yakın tarihinde ise dış güçlerin lojistik ve siyasi desteğiyle büyüyen asimetrik bir terör sarmalıyla sınandı. 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis köyünde kurulan ve 15 Ağustos 1984'te Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla silahlı eylemlerine başlayan PKK terör örgütü, devlet kademelerinde ilk başlarda "birkaç çapulcu" denilerek yeterince ciddiye alınmadı. Ancak 90'lı yıllara gelindiğinde terörün ulaştığı boyut, istihbarat ve güvenlik bürokrasisini radikal kararlar almaya itti. Dönemin sivil ve askeri iradesi, "Lideri bölünen örgüt tasfiye olur" doktrininden yola çıkarak doğrudan örgütün tepesini hedef alan örtülü suikast planlarını devreye soktu.

Çiller’in Kesin Emri: "O'nun Kellesini İstiyorum!" 90'lı yılların çalkantılı siyasi ikliminde Başbakanlık koltuğuna oturan Tansu Çiller, terörle mücadelede ezber bozan bir tavır sergiledi. Çiller’in, dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’a doğrudan "Apo'nun kellesini istiyorum, imha edeceksiniz" talimatını vermesiyle, istihbarat tarihinin en büyük suikast girişimlerinden biri olan "Mercedes Operasyonu" için düğmeye basıldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın onay verdiği operasyon için MİT, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan tam 1 ton askeri C4 plastik patlayıcı temin etti.

Şam’da 1 Ton C4 Patlatıldı: Mercedes Operasyonu Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, Suriye ve Lübnan arasındaki stratejik geçişlerini zırhlı bir Mercedes araçla yaptığı için operasyona bu kod adı verilmişti. Suriye'ye sızan MİT saha elemanları, Öcalan’ın Şam’daki Basatin bölgesinde bulunan çiftlik evini en ince detayına kadar haritalandırdı. Kasım 1995'te, orta kısmına çelik plakalarla gizlenmiş 1 ton C4 patlayıcı yerleştirilen Mazda marka bir minibüs, Suriyeli bir uyuşturucu kaçakçısı kurye vasıtasıyla Öcalan’ın kaldığı evin ve Mahsun Korkmaz Akademisi’nin yakınına park edildi. 6 Mayıs 1996 günü minibüs uzaktan kumandayla infilak ettirildi. Devasa patlamada yer gök sarsıldı, ancak Öcalan saniyeler ve metre farkıyla suikasttan sağ kurtulmayı başardı.

Operasyonu Bitiren İhanet ve Telefon Sızıntısı Mercedes operasyonunun başarısız olmasının arkasındaki en büyük neden, devlet kurumları arasındaki amansız çekişme ve güvenlik sızıntılarıydı. O dönem MİT, TSK ve Emniyet arasında proaktif bir işbirliği yerine, operasyonları baltalayan kurumsal bir rekabet hakimdi. En büyük zafiyet ise askeri hattan geldi. Dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Çetin Saner’in, operasyondan hemen önce Suriye’deki askeri ataşeyle yaptığı açık telefon görüşmesinde, "O Apo köpeğini süründüre süründüre getireceğiz" demesi, Suriye gizli servisi El Muhaberat’ın radarından kaçmadı ve Öcalan u uyarılarak çiftlikten uzaklaştırıldı. Şam'daki başarısızlığın ardından Öcalan'ın Beyrut'taki evini hedef alan "Yıldırım Operasyonu" da sahada sonuçsuz kaldı. Ancak bu iki büyük suikast girişimi ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın sahada yürüttüğü amansız baskı, Öcalan'ın Ortadoğu'daki 20 yıllık güvenli sığınağını sarstı.

Suriye’den Kovuluş ve Dünya Turu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 1 Ekim 1998’de Suriye sınırına asker yığarak, "Suriye’ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tutuyoruz" çıkışı Şam rejimine geri adım attırdı. 9 Ekim 1998'de Suriye'den kovulan Öcalan; Yunanistan, Rusya ve İtalya hattında sığınacak yer aradı ancak uluslararası baskılar nedeniyle hiçbir ülkede barınamayarak Kenya’nın başkenti Nairobi’deki Yunanistan Büyükelçiliği’ne saklanmak zorunda kaldı.

Nairobi’de Ortak Operasyon ve Paketleme Bu süreçte CIA Ankara temsilcisi, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a kafa karıştırıcı bir ortak operasyon teklifi sundu. ABD, Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesini taahhüt ediyor; karşılığında ise teröristbaşının kesinlikle sağ getirilmesi, adil yargılanması ve idam edilmemesi şartını koşuyordu. Şartlar kabul edildi ve 10 Şubat 1999’da özel bir MİT ekibi uçakla Türkiye’den havalandı. 14 Şubat gecesi operasyon için Kenya'ya geçildi. Hollanda'ya kaçırılacağını sanarak büyükelçilik binasından çıkıp kendisini bekleyen MİT uçağına binen Öcalan, kapı kapandığı anda Türk istihbaratçıları tarafından kelepçelenip gözleri bantlanarak "paketlendi."

Zamanında siyasi ve askeri olarak küçümsenen, yılanın başı en başından koparılamadığı için binlerce askerin, polisin ve sivil vatandaşın şehit olmasına neden olan terör örgütünün kurucusu Abdullah Öcalan, 1999'dan bu yana İmralı zindanında cezasını çekmeye devam ediyor. Bu vatan toprakları için canını feda eden aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Detaylar videoda...

Kaynak: Haber Merkezi