İsrail siyasetinde Benjamin Netanyahu'nun rakiplerinden biri olarak öne çıkan Gadi Eisenkot, 41 yıl İsrail ordusunda görev yaptı ve 2015-2019 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüttü. Gazze savaşı sırasında savaş kabinesinde yer alan Eisenkot, Hamas'ın askerî kapasitesinin ortadan kaldırılmasını savunurken Netanyahu'nun yönetimini ve 7 Ekim 2023 saldırılarına giden süreçteki güvenlik başarısızlıklarını eleştiriyor. Peki Gadi Eisenkot kimdir, Filistin meselesine nasıl yaklaşıyor ve Netanyahu'dan hangi konularda ayrılıyor?

İsrail'de siyasi gündemin öne çıkan isimlerinden Gadi Eisenkot, askerî kariyeri ve güvenlik politikalarıyla tanınıyor. Eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot, Netanyahu hükümetinde savaş kabinesinde görev yaptıktan sonra siyasi rakip konumuna geldi.

Eisenkot'un yükselişi, İsrail'de yalnızca liderlik tartışmasını değil, Gazze savaşı, güvenlik politikaları ve ülkenin gelecekteki yönetim anlayışına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Ancak Eisenkot'u Netanyahu'nun tam karşıtı olarak tanımlamak doğru değil. İki isim, özellikle Hamas'ın askerî kapasitesi ve İsrail'in güvenliği konusunda bazı temel görüşleri paylaşıyor.

Gadi Eisenkot kimdir, kaç yaşında ve nereli?

Gadi Eisenkot, 1960 yılında İsrail'in Tiberias kentinde, Fas kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarını Eilat kentinde geçirdi.

1978'de İsrail ordusuna katılan Eisenkot, askerî kariyerine Golani Piyade Tugayı'nda başladı. Yıllar içinde farklı birliklerde ve komuta kademelerinde görev aldı; Batı Şeria'daki askerî birliklerin komutasını üstlendi, Kuzey Komutanlığı'nda görev yaptı ve genelkurmay başkan yardımcılığına kadar yükseldi.

2015 yılında İsrail Genelkurmay Başkanı oldu ve bu görevi 2019'a kadar sürdürdü. Böylece İsrail ordusunun en üst düzey askerî yöneticilerinden biri olarak yaklaşık dört yıl görev yaptı.

Askerlikten ayrıldıktan sonra çeşitli kurumsal görevlerde bulunan Eisenkot, 2022'de Knesset'e, yani İsrail parlamentosuna girdi. 2023'te Gazze savaşı sırasında kurulan savaş kabinesinde de yer aldı.

2025 yılında Yashar adlı siyasi partiyi kurarak Netanyahu'ya karşı siyasi mücadelesini bağımsız bir çizgide sürdürmeye başladı.

Gadi Eisenkot savaş yanlısı mı?

Eisenkot'un askerî geçmişi ve açıklamaları, güvenlik konularında sert bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Ancak onu yalnızca “savaş yanlısı” olarak nitelendirmek, politikalarını anlamak için yeterli değil.

Eisenkot, Hamas'ın askerî kapasitesinin ortadan kaldırılmasını savunuyor. İran'ın nükleer silah edinmesini de İsrail açısından temel güvenlik tehditlerinden biri olarak görüyor.

Askerî kariyeri sırasında Lübnan'daki Hizbullah'a karşı uygulanan ve “Dahiye Doktrini” olarak bilinen yaklaşım ile ilişkilendirildi. Bu yaklaşım, çatışmalarda askerî hedeflerin yanı sıra karşı tarafın kullandığı altyapıya yönelik geniş çaplı güç kullanımını öngörmesi nedeniyle tartışmalara konu oldu.

Gazze savaşı sırasında da İsrail'in güvenlik hedeflerine ulaşması gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Hamas'a karşı mutlak bir zaferin kısa sürede elde edilebileceği düşüncesine yönelik eleştirileri ve rehinelerin kurtarılmasına öncelik verilmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımıyla Netanyahu'dan bazı noktalarda ayrıştı.

Bu nedenle Eisenkot'un askerî güç kullanımına karşı çıkan bir barış siyasetçisi olduğu söylenemez. Daha doğru tanım, askerî geçmişi güçlü ve güvenlik politikalarında sert bir çizgiye sahip bir siyasetçi olduğudur.

Gazze savaşı hakkında ne düşünüyor?

Eisenkot, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırıların ardından başlayan savaşta İsrail'in savaş kabinesinde görev aldı. Dolayısıyla savaşın yürütülmesine ilişkin kararların alındığı süreçte hükümetin bir parçasıydı.

Ancak zaman içinde Netanyahu yönetiminin savaş stratejisine yönelik eleştirilerde bulundu. Özellikle askerî hedeflerin nasıl tanımlandığı, rehinelerin kurtarılması ve savaşın sonuçlarının değerlendirilmesi konularında farklı görüşler ortaya koydu.

Eisenkot, Hamas'ın askerî kapasitesinin ortadan kaldırılmasını savunmayı sürdürürken, askerî operasyonların tek başına bütün siyasi sorunları çözemeyeceği yönündeki değerlendirmeleriyle de gündeme geldi.

Bu yaklaşım, Gazze'de kalıcı bir siyasi çözümün nasıl sağlanacağı sorusunu ortadan kaldırmıyor. Eisenkot'un açıklamaları, Filistinlilerin gelecekteki siyasi statüsü konusunda kapsamlı ve net bir çözüm planı sunduğu anlamına da gelmiyor.

Gazze'deki sivil kayıplar ve yıkım ise İsrail'in askerî politikalarının uluslararası alanda yoğun biçimde eleştirilmesine yol açtı. Eisenkot'un savaş kabinesinde görev yapmış olması, onun da bu dönemin siyasi ve askerî kararları bağlamında değerlendirilmesine neden oluyor.

Filistin devleti kurulmasını destekliyor mu?

Eisenkot'un Filistin meselesindeki tutumu, onu Netanyahu'dan ayıran konuların başında gelmiyor. Aksine, iki isim arasında bu konuda önemli benzerlikler bulunuyor.

The Guardian'ın 15 Ekim 2026 tarihli profilinde aktarıldığı üzere Eisenkot, bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını sağlayacak iki devletli çözümü açık biçimde desteklediğini söylemedi. Seçim kampanyasında, mevcut koşullarda iki halk için iki devlet temelinde bir anlaşmaya ulaşılabileceği düşüncesine mesafeli yaklaştı.

Öte yandan Eisenkot, işgal altındaki Batı Şeria'daki bazı yerleşim politikalarına ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddetine karşı çıktı. Özellikle E1 olarak bilinen yerleşim projesine yönelik itirazı, bu konudaki tutumunun tümüyle Netanyahu hükümetinin çizgisiyle aynı olmadığını gösteriyor.

Ancak belirli yerleşim projelerine karşı çıkması, Filistin devletinin kurulmasını desteklediği anlamına gelmiyor. Eisenkot genel olarak Yahudi yerleşimlerinin varlığını destekleyen bir yaklaşım da sergiliyor.

Bu nedenle Filistin meselesinde onu barış anlaşmasını savunan bir lider olarak tanıtmak, mevcut açıklamalarının ötesine geçmek olur.

Netanyahu'dan farkı ne?

Eisenkot ile Netanyahu arasındaki farklar, özellikle yönetim tarzı, 7 Ekim saldırılarının sorumluluğu ve hükümetin siyasi ortakları konusunda belirginleşiyor.

1. 7 Ekim saldırılarının soruşturulması

Eisenkot, Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırılarını gerçekleştirebilmesine yol açan istihbarat ve güvenlik başarısızlıklarının kapsamlı biçimde soruşturulmasını savunuyor. Bu tutum, Netanyahu hükümetinin saldırılara ilişkin sorumluluğu konusundaki tartışmaların önemli bir parçası.

2. Aşırı sağ partilerle ilişkiler

Eisenkot, Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı siyasi ortaklara ve onların Batı Şeria politikalarına karşı eleştiriler yöneltti. Daha geniş tabanlı bir hükümet kurma yaklaşımını savunuyor. Bununla birlikte, Arap İsrailli partilerle ortaklık kurmayı reddetmesi, hükümet kurma seçeneklerini sınırlayabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

3. Filistin ve Gazze politikası

İki siyasetçi arasındaki farklılıklar, Filistin devletinin kurulması veya Gazze'deki askerî yaklaşım konusunda köklü bir ayrılık anlamına gelmiyor. Eisenkot da Hamas'ın askerî kapasitesinin ortadan kaldırılmasını savunuyor ve iki devletli çözüm konusunda net bir destek ortaya koymuş değil.

Dolayısıyla Eisenkot'un Netanyahu'dan ayrıldığı noktalar daha çok yönetim anlayışı, güvenlik başarısızlıklarının hesabının verilmesi ve bazı aşırı sağcı politikaların değiştirilmesi üzerinde yoğunlaşıyor.

Oğlunu Gazze savaşında kaybetti

Eisenkot'un hayatındaki en dikkat çekici olaylardan biri, oğlu Gal Meir Eisenkot'un Gazze'deki çatışmalarda hayatını kaybetmesi oldu.

25 yaşındaki Gal Meir Eisenkot, 7 Aralık 2023'te Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde yürütülen askerî operasyon sırasında öldü. Eisenkot'un iki yeğeni de Gazze'deki çatışmalarda hayatını kaybetti.

Ailesinin yaşadığı kayıplar, Eisenkot'un savaş ve güvenlik politikalarıyla ilgili tartışmalarda sıkça gündeme getiriliyor. Ancak kişisel kayıpları, siyasi görüşlerini tek başına açıklamak için yeterli değil; bu görüşlerin kendi açıklamaları ve görev süresindeki kararları üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.

Eisenkot iktidara gelirse İsrail'in politikası değişir mi?

Eisenkot'un Netanyahu'dan farklı bir yönetim tarzı benimsemesi, İsrail'in Filistin politikasında köklü bir değişiklik yaşanacağını tek başına göstermiyor.

Güvenlik konularındaki sert tutumu, Hamas'ın askerî kapasitesinin ortadan kaldırılmasına verdiği önem ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik net bir destek ortaya koymaması, temel politikaların bazı alanlarda devam edebileceğine işaret ediyor.

Bununla birlikte, 7 Ekim saldırılarına ilişkin soruşturma, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine yaklaşım ve aşırı sağcı siyasi ortakların hükümetteki rolü gibi konularda farklı adımlar atılması mümkün olabilir. Bu alanlarda ne ölçüde değişiklik yapılacağı ise siyasi kararlarına ve kurabileceği hükümetin yapısına bağlı olacak.

Gadi Eisenkot, Netanyahu'ya karşı çıkan ancak güvenlik ve Filistin politikalarında onunla bazı temel görüşleri paylaşan eski bir asker ve siyasetçi. Onu anlamak için yalnızca Netanyahu'ya rakip olmasına değil, Gazze savaşı sırasında üstlendiği role, Filistin meselesindeki açıklamalarına ve İsrail'in geleceğine ilişkin önerilerine birlikte bakmak gerekiyor.

Netanyahu mu, Gadi Eisenkot mu? İsrail Seçimlerinde Son Durum
Netanyahu mu, Gadi Eisenkot mu? İsrail Seçimlerinde Son Durum
İçeriği Görüntüle

Kaynak: HABER MERKEZİ