Osmanlı arşivinden çıkan 140 yıllık belge, Sütçüler'in 1886'da Antalya'ya bağlanması talebini ve Osmanlı yönetiminin bu talebi neden reddettiğini ortaya koydu.

Bugün sizlere Osmanlı arşivlerinden çıkan Isparta'nın Sütçüler ilçesinin idarî geçmişine ışık tutan oldukça ilginç bir belgeden söz etmek istiyorum.

Günümüzde Isparta'nın ilçelerinden biri olan Sütçüler, Osmanlı döneminde Pavlu adıyla kayıtlıdır.

1886 yılında ise Pavlu henüz bir kaza (ilçe) değil, Hamid Sancağı'na bağlı Eğirdir kazasının bir nahiyesiydi.

Ancak 140 yıl önce Pavlu'nun idarî durumunun değiştirilmesi gündeme gelmişti. Üstelik taleplerden biri, Pavlu'nun Eğirdir'den ayrılarak Antalya'ya bağlanmasıydı.

Peki, bu talep neden ortaya çıkmıştı? Osmanlı yönetimi nasıl bir karar vermişti?

PAVLU HALKI UZAKLIKTAN ŞİKÂYETÇİYDİ

2 Aralık 1886 tarihli Osmanlı arşiv belgesine göre, Pavlu nahiyesinden bazı kişiler, bağlı bulundukları Eğirdir kazası merkezinin ve Isparta'nın uzaklığından şikâyetçiydi.

O yıllarda günümüzdeki gibi gelişmiş ulaşım imkânları bulunmuyordu. Dağlık bir coğrafyada yer alan Pavlu'dan Eğirdir'e veya Isparta'ya giderek resmî işleri takip etmek oldukça zahmetliydi.

Bu güçlüklerden hareketle iki farklı talep gündeme getirildi.

Bunlardan ilki, Pavlu nahiyesinin müstakil bir kazaya dönüştürülmesiydi. İkinci talep ise nahiyenin Antalya'ya bağlanmasıydı.

Bu amaçla hazırlanan dilekçeler ve gerekçeleri içeren bir layiha, Osmanlı makamlarına sunuldu. Mesele, Padişah II. Abdülhamid'in Mabeyn Başkâtipliği üzerinden ilgili makamlara iletildi.

Ardından iki ayrı dilekçe ve bir telgraf daha gönderildi. Böylece konu, Osmanlı Devleti'nin önemli idarî ve danışma organlarından biri olan Şûrâ-yı Devlet'e taşındı.

ANTALYA'YA BAĞLANMA TALEBİ NEDEN REDDEDİLDİ?

Şûrâ-yı Devlet'in Dâhiliye Dairesi, Konya Vilayeti ile yapılan yazışmalar ve görüşmeler sonucunda meseleyi değerlendirdi.

Hazırlanan mazbatada, Pavlu nahiyesinin mevcut idarî bağlılığının değiştirilmesinin hem halk hem de devlet yönetimi açısından yeni güçlükler doğuracağı ifade edildi.

Ancak belgede bundan daha dikkat çekici bir değerlendirme bulunuyordu.

Osmanlı yönetimine göre, Pavlu'nun Antalya'ya bağlanmasını isteyenler halkın genelini temsil etmiyordu. Bu talebin arkasında, yoksul halk üzerinden menfaat sağlamaya çalışan bir iki kişinin bulunduğu ileri sürülüyordu.

Belgede bu kişiler için şu ifadeye yer verilmişti:

“Fukarâ-yı ahâli sırtından istifâde emeline düşmüş bir iki kişiden ibaret...”

Yani günümüz Türkçesiyle, “Yoksul halkın sırtından çıkar sağlamayı amaçlayan bir iki kişiden ibaret...”

Bu ifadeler, dönemin Osmanlı idaresinin meseleye nasıl yaklaştığını açıkça göstermektedir. Elbette bunun, devlet makamlarının değerlendirmesi olduğunu ve söz konusu kişilerin gerçekten böyle bir amaç taşıdıklarının ayrıca araştırılması gerektiğini belirtmek gerekir.

OSMANLI YÖNETİMİ SON KARARINI VERDİ

Yapılan incelemeler sonucunda Pavlu'nun idarî bağlılığının değiştirilmesine gerek olmadığına karar verildi.

Konya Vilayeti'ne gönderilen yazıda, bundan sonra halkın benzer girişimlerle yanıltılmasına fırsat verilmemesi, nahiyenin mevcut bağlılığının korunması ve iyi yönetilmesine özen gösterilmesi istendi.

Böylece 1886 yılında Pavlu'nun Antalya'ya bağlanması yönündeki girişim kabul edilmedi.

TARİHİN BİZE ANLATTIKLARI

Bu arşiv belgesi, Sütçüler'in geçmişinde pek bilinmeyen bir idarî tartışmayı gün yüzüne çıkarıyor. Günümüzde Sütçülerle sayılı belge ve bilinmeyenler var ki, tarihinden mahrum kalan bir bölgemiz maalesef.

Sütçüler'in, bundan 140 yıl önce Antalya'ya bağlanmasının gündeme gelmiş olması oldukça dikkat çekicidir.

Belge aynı zamanda Osmanlı döneminde bir nahiyenin idarî bağlılığının değiştirilmesinin yalnızca yerel taleplerle gerçekleşmediğini; vilayet makamlarının görüşlerinin alındığını, meselenin merkezî idarede incelendiğini ve kararların çeşitli değerlendirmeler sonucunda verildiğini göstermektedir.

Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Belge, Pavlu halkının tamamının Antalya'ya bağlanmak istediğini göstermiyor. Böyle bir talebin dilekçelerle birkaç menfaatçinin gündeme getirdiğini ve Osmanlı yönetiminin bu girişimi uygun bulmadığını ortaya koyuyor.

Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi (BOA), Dahiliye Nezareti Mektubî Kalemi (DH.MKT.), 1382/35, H. 05.03.1304 (2 Aralık 1886).

Bekir MANAV – 15.10.2026 - ISPARTA