Manav kavramının yüzyıllar içindeki anlam değişimi, göç, iskân ve yerleşik Türk kimliği bağlamında belgelerle ele alınıyor.
Anadolu’da bazı toplulukların tarihlendirilmesi ve tanımlanması konusunda uzun süredir ciddi bir bilgi kirliliği ve metodolojik eksiklik mevcuttur. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Manavlardır.
Literatür, Manavların kim olduğu, bir boy mu yoksa bir aşiret mi sayılması gerektiği, ilk ne zaman ve hangi bağlamda adlarının geçtiği gibi temel sorulara sağlam, denetlenebilir cevaplar veremez. Daha doğrusu, veremediği hâlde veriyormuş izlenimi yaratır.
2019–2021 yılları arasında Manavlar üzerine yoğunlaştım ve bu çalışmayı kitaplaştırmayı planladım. Ancak içinde bulunduğumuz sosyo-kültürel ve entelektüel konjonktürün buna elverişli olmadığını görerek çalışmayı durdurdum.
Çünkü mesele, yalnızca belge toplamak değil; belgeyi doğru yöntemle okumayı kabul ettirebilmekti.
Durumu bir benzetmeyle açıklamak isterim:
Akşam aracınızı cadde üzerine park edip eve çıktınız. Ertesi sabah işe gideceksiniz, kontağı çevirdiniz ama araç çalışmadı. O sırada durumu gören çiğ köfteci seslendi:
“Benzin bitmiştir, şamandıra bozulduysa dolu gibi gösterebilir.”
Kasap söze karıştı:
“Şarj dinamosunun kömürleri bitmiştir.”
Biraz ilerideki manifaturacı:
“Yakıt gelmiyordur, benim arabada da olmuştu.”
Berber de dayanamadı:
“Abi yakıt filtresi tıkanmıştır, ondandır.”
Hepsi iyi niyetliydi. Hepsi kendi tecrübesine dayanarak konuşuyordu. Ama kimse arabanın ne tür bir araç olduğunu sormamıştı. Oysa araç elektrikliydi. Ne benzin vardı, ne şarj dinamosu, ne yakıt filtresi…
Sorun, ancak o aracın servisinde, o sistemin eğitimini almış bir uzman tarafından çözülebilirdi.
Manavlar meselesi de tam olarak böyledir.
Herkesin bir fikri vardır; ama çoğu fikir aracı görmeden, sistemi bilmeden, metodu bilmeden söylenmiştir. Varsayımlar, yerel anlatılar ve kulaktan dolma bilgiler zamanla “bilgi” gibi sunulmuş; akademik denetimden geçmemiş görüşler literatüre sızmıştır. Böylece Manavlar, tarihsel bağlamından koparılarak, kimi zaman romantik, kimi zaman ideolojik bir ihtiyacı karşılayan bir anlatı nesnesine dönüştürülmüştür.
Bu süreçte kendimi, bir şeyleri araştırmaktan çok birilerine bir şeyleri ispat etmeye çalışan biri gibi hissetmeye başladım. Sosyal medyada Manavlar üzerine yaptığım paylaşımların altında, bilimsel tartışmadan ziyade geleneksel anlatılara koşulsuzca inanan tepkileri gördükçe bilinçli bir şekilde geri durmayı tercih ettim.
Bir tarihçi olarak akademik yükselme, atanma ya da siyasal konumlanma gibi kaygılar taşımıyorum. Siyasi bir kimliğim olmadığı için menfi ya da müspet çıkar hesaplarıyla hareket etme zorunluluğum da yok. Bu nedenle, araştırmalarımı Türk tarihçiliğinin özgün ve nesnel yöntemleriyle, inandığım doğrultuda ortaya koymanın onurunu yeterli görüyorum.
Hülasa, amacım tartışma üretmek değil; doğru bildiğimi, inandığımı ve belgeyle temellendirebildiğimi yazmaktır.
Buna göre bana inanan güvenen hemşehrilerime MANAV’ları mümkün olduğunda kısaltarak anlatmaya çalışacağım.
MANAVLAR ı sorarsanız, soruya soruyla cevap vermem gerekli.
Hangi dönem Manavlarını soruyorsunuz?
1-Hangi yüzyıl için Manavlar? 13.Yüzyıl mı? 14 mü? 15 mi?
Neden, çünkü MANAVLAR her dönem için farklı gruplara verilen bir isim oldu. Mesela 15.yüzyılda konar göçer aşiret olarak yaşayan bir topluluk göç alan bir yerde yerleşik hayata geçtiyse MANAV olarak adlandırılıyor.
18.Yüzyılda konar göçer aşiret Yörük olarak anılırken, göç alan bir yerde yerleşik hayata geçmiş ise MANAV olarak adlandırılıyor.
Yani 17.yüzyılda yörük dediğiniz bir aile altını çizerek söylüyorum YABANCI GÖÇ ALAN bir yerde yerleşik hayata geçtiğinde MANAV olarak adlandırıldığını görüyoruz.
Genel anlamda MANAVLAR dan aynı özelliklere sahip bir topluluk olarak bahsedemeyiz. Zamanla yabancı göç alan coğrafyalarda yerleşik hayata geçen TÜRKLERE MANAV denmiştir.
Hemen “Orta Asya'dan, Batı Anadolu'ya gelen Türk, Türkmen, Yörük. Oturursa Manav, gezerse Yörük” diye gelebilecek yorumlara karşı belirteyim.
Orta Asya’dan Batı Anadolu’ya gelip te yabancı göç almayan coğrafyada oturursa Manav olmaz. Denizli Laodikia bölgesinde, Saruhan Aydın, Muğla topraklarında, Manisa’da çok sayıda Orta Asya’dan gelen Selçuklu fetihlerinde ilk Türklerin Türkmenlerin yerleştiği bölgelerimiz var. Buradaki yabancı göç almayan coğrafyalardaki MANAV adını dahi duymayanlar var. Bunu genelleyemeyiz.
Yani bir yerde MANAV adı varsa, MANAVLAR varsa, MANAV köyleri varsa mutlaka o yere Balkan, Kafkas, Gürcü gibi adlandırdığımız esâsen Türk soydaşlarımızın göç hareketi ve iskânı olmuştur. Buradan ben şu soruyu sorarım:
Mesela 18-19.yüzyıl Bir köye Osmanlı’nın kaybettiği topraklardan iskân politikası neticesinde gelenler yine Türk soydaşlarımız, peki onun öncesinde göçlerin olmadığı ya da tespit edemediğimiz halde MANAV adının geçtiği mahlaslar var bunlar neden oluyor?
Cevap: Göç illa ki Türk soydaşlarımızın olması demek değildir. Farklı etnik göçlerin iskânı neticesinde de yerli halkı ayırmak için tarımla meşgul olan toprak işleyen Türk anlamında yine MANAV kullanılmıştır.
Soru: İlk MANAV kelimesi ne zaman kullanılmıştır?
Cevap: Benim tespit ettiğim MANAVGAT adı Osmanlı öncesi olmakla beraber ilk MANAV adının kullanıldığı kelimedir.
Soru: İlk MANAV ismi mahlası belgelendirilebilir bir şekilde ne zaman kullanılmıştır.
Cevap: Benim tespit ettiğim 15.yüzyılda müderris mahlaslarında görüyorum. Ama bu benim gördüğüm geriye elbette çekilebilecektir. Örnek: Manav Ali Çelebi, Manav İvaz, Manav Taceddin Efendi gibi.
Kanuni döneminde Şeyhülislam Ebussuudun fermanında “Manav tâifesi mâniden…. Geçen ibarede Manav olup bu sebze üretimi tarımdan üretici anlamındadır.
Bu kayıtlarla Manavların bir oymak boy, aşiret Manavlı Yörük Aşireti gibi daha anılmadan evvel tarımla meşgul olanlar anlamında kullanıldığı göstermektedir.
Soru: Manavlar Türk müdür?
Cevap: Manavlar %100 Oğuz Türküdür.
Manav kelime kökeni Yunanca Manavisden geldiği, Orta Asya’da Kırgızca’da Manap dan geldiği gibi bilgiler teyide ve dönüşümünün etimolojideki analizine muhtaçtır. Metod, yöntem, kaynakların teyidi, dönem analizi, iç tenkid, dış tenkid gerektiren durumlardır.
Orhan Gâzi döneminde Manavların olduğu yerleştirildiği vs. gibi bilgilerin birinci elden kaynaklarını ve vesika ve belgelerde, vakıf kayıtları, vakfiye, her türlü döneme ait kitabelerde MANAV adının açıkça geçtiği bir veri görmek gerekli. Aksi halde her yerli halka direkt Manav demek doğru değildir.
Peki yerli halkın MANAV olarak kendini ayırma ihtiyacı neden olur? Neden oldu?
Çok net bir örnek vereyim.
Buna ihtiyaç vardı çünkü. Örneğin:
1208 (1793 yılı) Yani 93 harbi olmadan 80 sene evvel yine Bursa İnegöl civarında Manavlar var ve size arşivlerden çıkardığım bir kaydı paylaşmak istiyorum
İNEGÖL OYMAĞI
İnegöl oymağı adı altında bir topluluğun kaydı yaşayan kişiler şunlar:
Eksteriz(?) oğlu deli ismail çeri başı
Oğlu ahmed
Oğlu ali
Ölen karındaşı mustafa
Şoşo(?) hüseyin
Oğlu hasan
Oğlu ali
Oruç çalık oğlu mehmed
Oğlu süleyman
Oğlu memiş
Oğlu ali
Oruç oğlunun karındaşı salih
Oğlu ibrahim
Oruç oğlu cebi hasan (şoşo mehmed)
Oğlu mustafa
Oğlu ali
Oruç oğlu hüseyin
Oruc oğlu osman (şoşo hüseyin.9
Oruc oğlu topal mehmed
Cemile oğu mehmed
Reis oğlu mustafa
Karaoğlan oğlu süleyman
Karındaşı samed ali
Ferle oğlu ismail
Karındaşı mehmed
Karındaşı mustafa
Ömer oğlu ömer
Çolak oğlu hasan
Karındaşı mustafa
Salih oğlu şoşo
Oğlu ahmed
Kör ali oğlu mehmed(hasan şoşo)
Karındaşı hüseyin
Uzun osman oğlu mehmed
Oğlu mustafa
Oğlu ali
Ölen ali (oğlu şoşo)
İsimlere dikkat ettiniz mi?
Mehmed, Hüseyin, Mustafa, Ali, Hasan, Ömer, İsmail, Süleyman bu aileler İnegöl’de kaydedilmiş.
Ama bunlar gayr-i müslim Kıpti oymakları içinde İnegöl Oymağı olarak kaydedilmiş. Yani Müslüman Değil, Kıpti yani Roman demek.
Bu isimdeki çocuklarla İnegölde yaşayan yerli ahâli çocukları ki onlarında benzer isimleri olacak yan yana aynı okulda, aynı köyde veya coğrafyada, aynı pazarda nasıl ayrılabilir?
İşte belirtme anlamında yerli Türklere MANAV dendi.
Bu bahsi geçen nüfus defteri İstanbul ile Kocaeli, Hüdavendigar ve Bolu livalarına tabi Üsküdar, Gebze (Gekboze), Sapanca, Şeyhler, Kandıra, Genceli, Kaymas, Taşköprü, İzmid, Karamürsel, Mudanya, Pazarköy, Gemlik, Bursa, İnegöl, Yenişehir, İznik, Akhisar, Akabad, Sarıçayır, Hendek, Bolu, Üskübi, Gümüşova ve Şile kazalarında sakin gayr-i müslim Kıpti oymakları ve nüfusu defteri. (a.g.tt) adıyla erişime açık ve oymaklar halinde Kıptilerden bahsediyor sayılarını veriyor.
İstanbul, Gebze, Sakarya, Bursa, Kütahya, Yenişehir gibi hatlar göçmen merkezlerinin olduğu bölgeler olup buralardan dönemde sancaklara dağıtımlar yapıldı.
Günümüzde ise 93 harbi ve sonrasındaki iskanlar ile yerleşik halk MANAV olarak kaldı.
Dolayısıyla MANAV lar göçmenler ile ortak yaşadıkları için 19.yüzyılda belli bir mutfak ve kültürü oluşurken, 16.yüzyılda farklı bir kültüre sahipti. Çünkü kültür ögeleri coğrafyadan beslendiği gibi etkileşimle ortaya çıkan figürlerden gücünü alır.
Bu sebepten dolayı Sakarya Manavları ayrı, Balıkesir Manavları ayrı, İstanbul Manavları ayrı ayrı tezlere konu olmuştur.
Sizinde bölgenizde Manav Köyü, Manav mahlaslı bir topluluk adı varsa ilk aklınıza gelen bölgeniz muhacir almış bir yerdir
Mümkün olduğunca açık bir şekilde anlatmaya çalıştım.
Toparlayacak olursak.
Manavlar dönem dönem değerlendirilmesi gereken, coğrafyasında farklı göç hareketlerinden kendisinin yerlisi olduğu mukâbilinde ayıran ilk yerleşik hayata geçmeleri sebebiyle Türk kimliğini koruyan öz be Türklerdir.
Manavlar, Anadolu’nun geçici misafiri değil; toprağın hafızasına kök salmış, zamanı mekâna dönüştürmüş Türklerdir. Göçlerin içinden süzülerek gelen her dalgayı tanımış; ama kimliğini dalga olmadan, kaya gibi dimdik korumuştur.
Manav, fetihle gelenin ardından kalan; kılıç sustuğunda toprağı konuşturan; çadırı bırakıp ocağı yakan, ocağı yakarken Türk adını yerleşik hayata mühürleyen iradedir.
Manavlar, ne göçerliği inkâr etmiş ne yerleşikliği unvan saymıştır. Onlar için yerleşmek teslimiyet değil; devlet kuran aklın ikinci safhasıdır. Toprağa bağlanan Türk, Manav adıyla anılmış; bu ad, bir etiket değil bir tarih bilinci olmuştur.
Manav, Anadolu’da Türk’ün kalıcı olduğunun ispatıdır. Gelene karışmadan, kimliğini kaybetmeden; ama herkesi tanıyarak, herkesi ayakta tutarak yaşamıştır. Bu yüzden Manav adı, sessiz ama derin bir asalet taşır.
Bugün Manav denilen; dün yörük, evvelsi gün alp, yarın da bu toprakların hafızasıdır. Manav, Türk’ün yerleşmiş hâli, Anadolu’nun yerli sesi, tarihin sessiz ama sarsılmaz tanığıdır.
Bir Manav olarak sevgi ve muhabbetler.