Isparta’da halıcılıkla yaşatılan bir kültürün ve halıya düğümlenen acıların hikâyesi: Halıcı kız Ayşe’nin unutulmaz öyküsü.
Halı, Isparta’nın sadece ekonomisi değil, aynı zamanda kültürüydü.
Halı dokumayı bilenler elliyi devirdi, aslında Isparta’da medeniyete, yerel kültüre şahitlik eden son devredeyiz. Sâhi halı sadece geçim miydi? Elbette değildi.
Halı evet paraydı ama aynı zamanda,
Halı kültürdü,
Halı eve alınacak radyo idi, televizyon idi,
Üstüne giyilecek esbâb idi, entâri idi,
Halı umut dolu, yorgunlukların, nasırların çeyizi idi,
Kızların sandığı, ihtiyarların kefenliği idi.
Halı ile ne olmadı ki Isparta?
Vaktiyle 6 bin tezgah aynı anda kirkit vurdu bu şehirde. Aslında tüccarlar, feodaller farkında olmadan bir kültürü yaşattı bu şehirde. Ticari maksatlı halıcılık var idi. Ama hâtırası bir kültür olacaktı.
İran halısını taklit etmeyen, kendi kendine tescilsiz bir marka olmuştu Isparta halısı.
Bendeniz öyle Isparta Halıcılığını kurtarma, yaşatma vs. tarzında kuru gürültüye inananlardan değilim. Hepimiz biliyoruz ki bazı kültürlerle beraber halıcılık da öldü.
Bugün halı müzesinde Isparta halıları, kilimleri o dönemlere ait eşyalar vs. sergilenmektedir ve çok önemlidir de.
Peki halı dokunurken, atılan düğümlerdeki neşeler, umutlar, göz yaşları, dedikodular, mâniler, temiz kalpler, ocakta taşan sütler, habıştığı bebelerin ağlamaları,,, bunları da sergileyebilecek miyiz?
Hayır.
Çünkü bunlar yaşandığı andan sonra kaybolan kültürlerimizdendi.
Her evde köyde mahallede fark etmez halı tezgahlarında, kızlar, kadınlar ve unutulur hep erkekler de halı dokurdu.
Kirkit vurulurken halı dokuyan kızlar mâniler söylerdi.
Ay gitti batar şimdi,
Yar gitti yatar şimdi,
Leyla pazara varmış,
Mecnun can satar şimdi.
Halı tezgahları şimdiki altın günlerinin benzeri gibiydi, ama öyle günlerdeki gibi kısır partileri, cicimli pastalarla değildi tabi.
Tezgah başında küt küt kirkitler vuruken en iyi meyven yazın elma, kışın ayva olurdu. Kim kime kaçmış, kim kime yangınmış her türlü dedikodusal olay örgüleri bu tezgahlarda yapılırdı.
E canım el boşdurmuyor zaten, dil de boş durmazdı.
Sosyal aktivite alanıydı tezgah başları.
Ekinler biçilirken,
Harmanlar döğülürken,
Saçından bir tel gönder,
Kefenim dikilirken.
Halı dokuyan genç kızlar, mutlaka bir oğlana yanar ve oğlanda mutlaka o kızı üzecek bir şey yapardı. İşte onun muhakemesi, göz yaşları nice halılara işlenirdi.
Isparta’da halıcı kız Ayşe zengin bir oğlana yanar, oğlan da zengin, umut verir Ayşe’ye. Gel gelelim bir umuttan başka haber göndermez. Günler geçer, halıcı kız Ayşe oğlandan haber beklerken, başka bir haber gelir.
Oğlan düğün edecektir, düğün halısı sipariş verilir ve bu halı, halıcıkız Ayşe’nin yövmiye ile çalıştığı tezgahta dokunacaktır.
Destan odur;
Simsar (komisyoncu) geliyor diyekapıdan geldi haber,
Halı dibi kızları başlarını örttüler,
Kınalı narin eller, son ilmikleri ildi,
Kirkit bıçak sesleri bir anda kesildi,
Dolaşık adımlarla avluya girdi simsar,
Birer birer gözünden geçti nakışlar,
Sonra soluk fesini düzelterek,
Kızlar, dedi, bu halı Cuma kesilecek.
Malum Hasan’ın düğün halısı bu,
Halıların en pahalısı bu.
Simsar gitti ipleri ele aldı kızlar,
Günde beş on kuruşa bakan amele kızlar,
Kirkit bıçak sesleri işte yine başladı,
O titrek göğüslerde nefesler yavaşladı,
Fısıltılar döküldü karanfil dudaklardan,
Dediler ki Ayşecik ayrıldı yardan,
Bütün ona çevrildi bakışlar,
Ayşen’in gözlerinde yılan oldu nakışlar.
Kız Ayşe dilber Ayşe,
Halıyı sen ger Ayşe,
O zengin çocuğunu,
Sana vermezler Ayşe,
İldiğin her ilmek,
Gönül bağından gibi,
Halıya verdiğin renk,
Al yanağından gibi,
Gözlerin yine doldu,
Gül yüzün yine soldu,
O kınalı elinde,
Kirkidin ateş oldu.
Bakışların derinde,
Maniler ezberinde,
Nakış olmak fikri var,
Zülfünün tellerinde,
Vur kirkidin inlesin,
Kalpler seni dinlesin,
Koy başın serinlesin
Halmın direğinde,
Yine geliyor simsar,
Daha çok ilmiğin var,
Senin gönlün ne arar,
Elin zengin beyinde,
Canından kopan can mı?
Yüzüne dolan kan mı?
Yoksa göz yaşından mı?
İşlediğin her çiçek.
Ağlama yana yana,
Bilsen ne mutlu sana,
Hasan’ın ayağına,
Bu halı serilecek.
Isparta varın siz sadece halıyı para düşünün, Isparta’da bir kültür öldü, unutuldu.
Ayşeciklerin acısı, koca öküzlerin taksitleri, genç kızların çeyizleriydi halı.