Isparta, yüzyıllar boyunca Balkanlar, Kafkasya ve Anadolu’dan gelen göçmenlere yurt oldu. Şehrin kültürel çeşitliliğinin ardındaki tarihsel göç hikâyeleri.

Isparta toprakları, yüzyıllardır sadece gülün değil, ana vatana kavuşan binlerce canın da sığınağı oldu.

16.yüzyılda halen gizemini koruyan göç ile Eğirdir ve köylerine göçmen soydaşlarımız yerleşti.

93 Harbi’nden Sonra: 1887’de Kafkasya’dan gelen Çerkez kardeşlerimiz, Yalvaç’ın Örkenez köyüne yerleştiler.

1913 Balkan Ateşi: Bulgaristan’dan gelen 186 hane; Keçiborlu’nun Kavak Alanı, Ümraniye, Cedid ve Hezargırad (Yeşilyurt) köylerinde yeni bir hayat kurdu.

Ayrıca Konya Vilayeti aracılığıyla sancaklara dağıtımı yapılanlardan Güneykent, Atabey, Findos, İslamköy gibi köylerimize de çok sayıda soydaşımız yerleşti.

Mübadele Yılları: Lozan Antlaşması ile Yunanistan’dan, Kesriye ve Girebine’den gelen soydaşlarımız Isparta merkezine, Gönen’e ve Kılıç’a yerleştiler.

1920’lerde Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler için Güre (Bugün Senirkent Ortayazı) köyünde 83 yeni ev inşa edildi; Abdülcebbar Çiftliği ve devlet eliyle "Demir Temresi" toprakları onlara açıldı.

Bugün Isparta sokaklarında yürürken duyduğumuz o zengin ağız yapısının ve kültürel çeşitliliğin arkasında, büyük ve hüzünlü yolculuklar yatmaktadır.